Tolga Burkay Röportajı

Uzun süredir çıkmasını beklediğim albümlerden biriydi ‘’Renk Körü’’. Tolga Burkay yine tüm düşüncelerine odaklanıp tek bir albümde aklından geçenleri anlatıyor bizlere. Kulak kabartmamak olmaz diyerek albüm arifesinde kapısını çaldım ve bir bir sorularımı kendisine yönelttim. Burkay’dan ‘’Renk Körü’’nün hikayesini dinleyelim… 


Merhaba. Yeni çıkacak olan albümünüz ‘’Renk Körü’’nden bahsedebilir misiniz? ‘’Renk Körü’’ nelerden beslendi ve içerisinde neleri barındırıyor?
- Renk Körü’nü genel olarak içe dönük bir albüm olarak tanımlayabilirim; bir nevi yaşantımla, zaaflarımla, gel-gitlerimle hesaplaştığım, kendime tekme tokat giriştiğim bir albüm. Modern çağın hastalığı “kimlik bunalımı” ve onun doğal sonucu olarak ortaya çıkan “kendinden başka her şeyi ve herkesi, üreteceğin bahanelerin aktörleri olarak kullanma hastalığı”nın, yani aynayla yüzleşmek yerine etrafında olan biteni süslü tespitlerle açıklayarak sözüm ona kendini aklama küstahlığının, pek çok kişi gibi bende de fazlasıyla var olduğunu acı içinde kavrayışımın cılız yankısıdır Renk Körü. Bir konsept albüm olmasını planladığım 3. Albümden önce böyle bir hesaplaşma gerekiyordu aslında. Albüm kartonetinde, ''Renk Körü''nün belki de fazlaca metaforlarla bezeli bir tanımı var; oradan küçük bir alıntıyla bitireyim: “Bedeli ödenmemiş bir hayat, hiç hak etmediği tutkuları olan bir korkağın güvenli kafesine dönüşüyor…” 

Önceki albümünüz ‘’340 m/sn’’nin çıktığı 3 sene oluyor. Neden ‘’Renk Körü’’ için bu kadar beklenildi?
- Stüdyo aşaması biraz fazla uzun sürdü. Galiba bütün ekip stüdyoyu çok seviyoruz, orda daha fazla zaman geçirebilmek için gereksizce işi uzattık sanki. Aslında albüm kayıtları tam bir sene önce bitti; ancak müzik sektörünün herkesçe malum durumu, bu albümün ancak bir sene sonra size ulaşmasına yol açtı. Hem ayrıca bu 3 sene içinde “Tolga Burkay’ın yeni albümü nerde kaldı?” diye gösteri yapan, bileklerini kesen insanlar da yoktu etrafta. Yani acele etmemizi gerektiren bir durum yoktu. 

Peki, ‘’Renk Körü’’nü bize nasıl tarif edebilirsiniz? 
- Renk Körü 2005-2007 yılları arasında yazdığım asık suratlı şarkılardan oluşan, klasik rock soundunda. Biz eskiyiz ama aletler yeni olduğu için az biraz da mainstream’le halvet olmuş bir albüm.   

‘’Renk Körü’’nün, ‘’340 m/sn’’ye göre konumu nedir? İkisi arasındaki farklar nelerdir sizce?
- 340 m/sn daha çok “öteki”nin hikayelerini anlatıyor, biraz daha “etrafa” bakıyordu. Sound olarak da 80’lerin soundu vardı diyebiliriz. ''Renk Körü'' daha kişisel bir albüm. 90’ların soundunu taşıyor sanırım. Bu gidişe 2000’lerin sounduna 10 sene sonra filan geliriz herhalde. Önemli bir başka fark da şu: 340 m/sn 10 sene gibi uzun bir süreçte yazılmış şarkılardan oluşuyordu, o yüzden açıkçası, şarkılar arasında sözler ve müzikalite olarak farklar vardı. Renk Körü ise 2 yılda yazdığım şarkılardan oluştuğu için sanki böyle bir kopukluk yok.

‘’Münferit’’ filminin müziklerini de siz hazırladınız. Nasıl karar verildi buna?
- Filmin yönetmeni Dersu Yavuz Altun, bana bir e-posta ile senaryoyu gönderdi ve filmine müzik yapmak isteyip istemeyeceğimi sordu. Çok heyecanlandım ama bir yandan da korktum. Daha önce tiyatro oyunlarına müzik yapmıştım ama film müziği çok başka bir durum. Kendisine bu kaygımı anlattım ama sağ olsun çok yüreklendirdi beni. “Hayata benzer pencerelerden baktığımızı düşünüyorum, yaparsın” dedi ve bodoslama daldım ben de. İyi ki de yapmışım, çok güzel eleştiriler aldım.

“Bedeli ödenmemiş bir hayat, hiç hak etmediği tutkuları olan bir korkağın güvenli kafesine dönüşüyor…”


‘’Dünya’’nın klibi, ‘’340 m/sn’’ albümünüzde yer alan ‘’Penceremde Deniz
Vardı’’ şarkısının klibinden daha farklı bir çalışma. ‘’Penceremde Deniz Vardı’’ daha sade ve yalın bir klipti. Sizce bu, ‘’Dünya’’nın klibinin ‘Münferit’ filminden görüntüler barındırmasıyla açıklanabilir mi?
- Tabii ki. Neticede “Dünya” bir soundtrack. Klip de daha çok film hakkında ipuçlarıyla bezeli.

‘’Renk Körü’’nde konuk müzisyen olarak Kurban’dan Kerem Tüzün, Öztürk ve Üçnoktabir’den Melis Danişmend yer aldı. Bu isimlerin ‘’Renk Körü’’ne dâhil olmaları nasıl gerçekleşti?
- Sevdiğimiz arkadaşlarımız. Konuk olur musunuz dedik, kırmadılar.

İlk albümden sonra albümlü bir müzisyen olarak müzik piyasası hakkındaki izlenimleriniz neler oldu?
- Öncelikle, günümüzde albümlü müzisyen olmak çok önemli bir şey değil, en azından benim için değil. Ortaya koyduğun çalışmadan mutlu olup olmamak önemli. Müzik sektörünün durumu ortada; yapım firmaları birer ikişer batıyorlar, hem de bağıra çağıra. Birilerinin parasıyla albüm yapma, cafcaflı klipler çekme devri kapandı. Türkiye’de de self prodüksiyon devri başladı artık. Albüm sadece bir araç ve ticari bir mal olma özelliğini tamamen yitirdi. 3-5 bin satıyor artık albümler. O yüzden, albümü daha çok konser verebilmek için bir araç olarak görmek ve internetten indirilmesine kızmak değil sevinmek lazım diye düşünüyorum. 

 ‘’340 m/sn’’ ulaşmak istediği yere ulaşabildi mi?
- Ulaşamadı. Çünkü; her gün birkaç rock albümün çıktığı bir yılda, o günkü talebin çok dışında bir işti, popüler olma şansı yoktu. Ayrıca ben de çok çaba harcamadım, her şeyi yapımcıdan bekledim.
Ulaştı. Çünkü; az da olsa çok güzel bir dinleyici kitlesi edindim. 

Tolga Burkay son zamanlarda kimleri dinliyor?
- Türkiye’de yapılan bütün rock albümleri dinlemeye çalışıyorum. Güzel bir işle karşılaştığımda da çok seviniyorum. Dünya’da ise Rock’ın demirbaşlarını dinlemeye devam ediyorum, 2000’lere geçemiyorum bir türlü. Bir de “Tool” obsesyon haline gelmeye başladı. 

Yakın gelecekte Tolga Burkay severler için sunabileceğiniz gelişmeler var mı?
- Renk Körü için şimdiden 3 klip hazırlandı. Toplamda 5 klip olacak. Yani biraz daha agresifiz bu albümde. Konser yapacağız, yapabildiğimiz kadar çok. Üçüncü albümün şarkılarının yarısı bitti, 3 yıl ara vermek istemiyorum bu defa. Bir konsept albüm olacak. Kesin olmamakla birlikte, bir ya da iki film müziği daha yapacağım 2009’da.

Zaman ayırıp sorularımızı yanıtsız bırakmadığınız için teşekkürler. Son olarak ilave etmek istediğiniz bir şeyler var mı Şehir Rock okurlarına?
-Çok teşekkür ederim. Şehir Rock okurlarına sevgiler.

Serkan BEYDE
Şehir Rock internet dergisi 2009

Serkan Beyde

Bu yazıyla ilgili fikirlerinizi bana iletebilir ve yazımı sosyal medya hesaplarınızdan paylaşarak daha çok kişi tarafından okunmasını sağlayabilirsiniz.

Hiç yorum yok: